Bugün, 25 Temmuz 2024 Perşembe

Güner Melis Erbay


SALMA HAYEK, ELİ YÜZÜ YIKANMAYANLARDANMIŞ

Benim kendisiyle gönül tanışıklığım Firida'nın hayatını canlandırdığı filmle oldu.


Güzel bir filmdi. Canlandırdığı karakterin yaşamı, insanlar için öğrenilmesi gereken hayatlardan birisi! Hayatın ne olduğu, ne olmadığı ile ilgili bir fikir oluşturmaya yardımcı bir film! Salma Hayek'de rolünün hakkını vermiş, güzel oynamış doğrusu.

Başlıktaki iddiayı bizzat kendisi söylüyor, kulaklarımla duydum, gözlerimle de gördüm. Bu instagramda yer verilmiş bir video. Genç kalmanın sırrını kendi özelinde anlatıyor. Ninesinin kendisine söylediği bir tavsiyeyi uygulamasıyla genç kaldığını iddia ederken,  sabah kalkınca yüzünü yıkamadığını da itiraf ediyor... Gece boyunca, cildimizin beslenmesi için, vücut tarafından üretilen yağlar, yüzde kalmalıymış. Bu sebeple sabahları yüzümüzü yıkamamalıymışız!  İyi ki, genetiğim iyi, ondan böyle genç kaldım dememiş! Biliyorsunuz bizim ünlülerin hemen hepsinin genetiği iyi! 

Yüz germe ameliyatları hariç,  doğallığı bozmadan daha genç bir görünüme,  gençlik aşısı ile erişiliyor! Fakat bunda da,  elin sünnet derilerinden elde edilen maddeler kullanılıyor. İçin alırsa kullan tabii!... Hiyalunorik asit kullanımı da yaygın fakat genellikle balıklardan elde edilen bu maddeyi kullanmak, ileriki zamanlarda olumsuz etkiler yapabilir mi bilmiyoruz. Gerçi böyle olumsuz bir etkisinin olabileceğine çok ihtimal vermiyorum çünki balık özellikle de alabalık çağlar boyunca romatizmal hastalıklar ve yanık iyileştirilmesinde vücuda sarılarak kullanılmış. Çağlar boyu kullanımda olanlara güvenirim ben. Bir de kendi kanından elde edilen serumlar var. Prp denen bu yöntem kendi kanındaki kök hücrelerle cildi toparlamayı hedefliyor fakat sanırım çok sınırlı bir erki gösterebiliyor. 

Elbette bir de kolojen üretimini artırdığı söylenen, ışınların kullanımı var ki, bu yöntemde son derece pimpirikliyimdir. Işın işi bana sakat gelir. Korkarım ışınla yapılanlardan! Şu anda botoks harici cilde uygulanan işlemler bunlar.

Konumuza dönersek Selma Hayek bu yöntemlerin hiç birisini yaptırmayıp, işi sabah yüzünü yıkamayarak halletmiş. Zamana direnmenin sırrı buymuş; ninesi söylemiş! Kadim bilgi yani. O da ben gibi yüzyıllarca kullanılanlara güvenmiş! Peki gece boyunca yüzde üreyen mikroorganizmalar için ne düşünüyor nine ile Salma acaba. Kalsın yerlerinde mi diyorlar. Sabah yüzünü yıkamayan insanın yüzünde nur olur mu? Nursuz Hayek deme de dur şimdi!

Annem, küçükken bize "eli yüzü yıkanmadık, teraziye konmadık" diye bir atasözümüzü sıkça söyler, özellikle sabah vakit geçirmeden, ilk iş olarak elimizi yüzümüzü yıkatırdı. Gerçi henüz sözlüklerimizin bu atasözünden haberi yok ama olsun. Biz çocukken annemden bu sözü çok işittik. Sabah kalkar kalkmaz ilk iş olarak elimizi yüzümüzü yıkamamız gerektiği,  aksi takdirde, hesaba alınmayacağımızı anlatan bir sözümüz kendisi. Yani diyor ki; bu temizliği yapmazsan, seni insan hesabına almam! Bir değer vermem, bunun bir değeri var mıyki diye bakmam bile.

Biliyoruz ki su hayattır. Aynı zamanda temizliktir ve temizlik imandan gelir. Suyla yıkanmak, bence temizliğin de ötesinde faydaları olan bir gereklilik. Hayek'in ninesinin kirli İsabelle bir yakınlığı olmalı diyor insan! Biliyorsunuz o ömrü boyunca duş almayı reddeden bir kraliçe! Su iletken bir maddedir yani elektriği geçirir. Bedende biriken elektriği atarak stresten kurtulabiliriz. Bunu için toprağa basın derler, doğru derler. Aynı şekilde toprak gibi su da elektriği alır. Bu nedenle duş almak ve denize girmek insanı rahatlatır. Burcu Güneşin şarkısında söylediği gibi ; içine dolan tüm korkuları, denize bırakırsın sahilden ! Öyleyse suyla her temas ettiğimizde elektrik yükünün bir kısmından kurtuluruz. En çok elektrik üreten, tüketen beyinin yer aldığı başımızın bir kısmını yıkamak, tahminimizden daha ehemniyetlidir mutlaka.! Ellerin yıkanması ise işin bambaşka bir boyutu. Vücudun bu kadar çok çalışan başka bir yeri var mıdır acaba ? Var tabi ki; gözler! Gözler yarışta elleri geçer fakat onlar birbirine rakip değildir zaten! Onlar birbirini tamamlayan organlardır. Bu sebeple el göz koordinasyonu diye bir yeteneğinden bahsedilir insanın.

Düşününce, el ve yüz yıkamanın, bu atasözümüzün belirttiği önemde bir iş olduğunu anlarız fakat bu önem, daha ziyade bizim kendi vücudumuz içindir. Suyun sevgiyle de çok bağlantısı olduğuna inanıyorum. Su insanı sevgiye hazırlar. Onda sevginin enerjisi vardır! Böyle saçma söylemlerle kafayı karıştırmadan,  içinde sevinin enerjisi olan suyu, sabah çarpın yüzünüze doya doya diyorum ben! 

Sevgilerimle 

Dyt. Güner Erbay

 

32°