Bugün, 10 Şubat 2026 Salı

BEKİR YALÇINKAYA


Berimiz: TİTRE VE KENDİNE DÖN Ötemiz: SALLAN VE KENDİNDEN GEÇ

Çoluğuna çocuğuna ders ve terbiye veremeyen, sonunda bunun acısını yaşayan medyatik ruh hastalarıyla aylarca bomboş bir hayatı paylaşan zavallılar kim?.


      Hayat düzenleri şiddete dayalı bir toplum örneği mi istiyorsunuz.. 1492 İspanya Krallığı´na bakacaksınız. Kızılderili katliamlarını yazan Papaz Bartolome De Las Casas´ın şahid olduğu olaylar, şeytana esir insan ruhunun neler yaptırabileceğini gösteriyor. 

   "Ah, aşağılık adamlar..! Ah, acımasız Hıristiyanlar..! İraları (kadınları) öldürüyorsunuz.!" Böyle bağıranlar Kızılderili yerlileri. Bağırtanlar ise "kadınların ve genç kızların bağırsaklarına kılıç saplayarak hepsini teker teker öldürenler." Onlar ki, Amerika´yı keşfeden, Haiti´de, Porto Riko´da, Jamaica ve Küba Adaları´nda yerlilere yaptıkları zulümlerden zevk alan Kristof Kolomb´un korsanları.

      Bu korsanlı soykırım düzeni, sadece Amerika´nın keşif macerası içinde ve ilk defa mı görülen soykırım düzeni? Hayır. Bu, Kızılderili yerlilerine "kadınları öldürmek iğrenç ve insafsız bir davranıştır. Siz hayvansınız, hatta hayvanlardan daha aşağısınız." dedirten vahşet düzeni, Yahudiler´e karşı Endülüs´te de var. Ta ki onlar ceddimiz II. Bayezid tarafından kurtarılıncaya kadar. Bu, Ömer Muhtar´ın ülkesinde, bu, iki asır esarette kalan Fransız oyuncağı Cezayir´de de.. ABD´nin bataklığı Vietnam´da da.. Hattâ, Lawrens´in Irakeyn (iki sefer) nimeti oyununa gelip Osmanlı´dan kopan toplulukların içine düştüğü işkence mekânları Kudüs´te ve Filistin´de de var.. nden huzur bulan Ortadoğu´nun bel kemiği ve II. Abdülhamid Sultan´ın mülkü Kerkük ve Musul´da da var.

   Peki kimlere göre bu vahşet var? En önce, 1492 soykırımına. Sonra 1542´li yıllarda Kızılderili katliamını yaşayıp yazan ve bunları İspanya Kralı II. Philip´e ithaf eden Papaz uydurarak bedelini Türkiye Cumhuriyeti´ne ödetmeye çalışıyorlar. Ne Cezayir, ne Vietnam, ne Libya, ne Somali.. Hatta en son örnekleri Hitler Almanyası´nın Yahudi soykırımıyla, Bush Amerikası´nın Ebu Gureyb rezaletleri bile Vahşi Batı´nın göstermelik adaletine leke süremiyor Las Casas´a, en sonra da Filistinli diplomat Fayez Khalil´e göre.. Papaz Casas´ın Kızılderililer Katliamı kitabını okumadım ama Khalil´in kütüphanemdeki Tarihin Tanığıyım eseri, esir vatanların insanlarının ne hale getirildiğini satır satır insanlığı mızraklayarak anlatıyor. İşte Batı´nın insan kasapları bu iki mühim vahşet nakillerine rağmen Osmanlı´nın zaruri tehcirine soykırım yasa kılıfı.

     Niçin? İttifak onlarda.. Güç onlarda.. Birlik-bütünlük onlarda.. Madde onlarda.. Manasız mana da, dağınık ve ferasetsiz İslam Dünyası´nda..

    Bütün asimilasyonlara ve soykırımlara harç olup, temellerini vahşet boyu yükselten zulüm, kan döküş, boğazlama, namuslara tecavüz, insan şerefiyle alay, onların kendi kitaplarında da yazıyor ve tarih bunlara şahitlik yapıyor. Yüz kızartıcı, utanılası her hal önlerinde apaçık duruyor da, gaflete düşen, acze düşen Doğu Milletleri´nden gelmeyen desteksizlikle Türk Milleti derdini, sadece kendisi anlatmaya mecbur kalıyor. Batı öyle değil. Ağızları bir, gayeleri bir.. Şerleri bir..

        Bazı dostlar, arasıra soruyorlar: "Bu halimiz ne olacak.?"

   Hangi halimiz.? Hep siyasi gayeyi ön planı taşıyarak, hükümetlere, iktidarı yürütücülere muhalif olmak anlamında bir hal tercümesi isteyenler! Önce;

    SANATÇILARA BAKINIZ: Başkent´in adını kullanarak nediyorlar? Hacı Hacı´yı tekkede.. Ye tatlıyı sev Yozgatlı´yı.. Arabada beş, evde onbeş.. Zaten bende kontür yok.. Haydaaa.. Bendensin.

    TELEVİZYONLARA BAKINIZ: Birer hakim ve savcı kürsüsü. Yargılama ve ceza verme yetkisi sanki onlarda. Yedi kocalı Hürmüzler´le, ahlaksız kelepir toplum büyütmelerine RTÜK´ten engel yok. Ahlaki Müesseseler´den ses-soluk yok. Yat-yuvarlan. Dön-zıpla, kuyruk salla. Bağır-çağır itleş, hırla. Çatıda Mart Kedisi rolü, yerde it kızanlığı yap. Ahlak ve cemiyet dışı., hakaret, şiddet, ikiyüzlülük, yalan-dolan ile keyfiyet içi ne gibi maharetlerin varsa öğür.. Serbestsin.

    EĞİTİM YUVALARINA BAKINIZ: Dıştan; uhu, bali, bıçak, muştu, satır pazarı. İçten; Erkeklere taşçıkartan kızların baskın stadı. Eli öpülesi öğretmenin başını yarıcı, ayağını kırıcı, canözünden vurucu zibidilerin şiddet ve vahşet arenası. Seyret, seyredebildiğin kadar, zevkin artsın.

 TİCARETHANELERE BAKINIZ: Ya aç kalan, ya da çalmaktan zevk alan pisikopatların beleş bankası. Profesyonel gasp çetelerinin maraba tarlası. Amatörlerin göre göre eğitim tamamlayıp bir gün kervana dahil olacakları mirasyedi şirketleri. Çal çalabildiğin kadar. Canları al alabildiğin kadar. Zararı yok, karı var-affı var.. Girer çıkarsın..

 ÖLÜM MAKİNELERİNE BAKINIZ: Niye öldürdün? Zevk için.. Niye çaldın? Zevk için.. Ellerine kelepçe vursan ağızları durmaz. Kabayıdan kabadayıdırlar, zorbadan zorba. Paşa paşa soyarlar, paşa paşa yatarlar, paşa paşa da çıkarlar.. Var, dediğiniz anda da varlar, yok, dediğiniz anda da varlar.. Yaşı küçükse; mahkemeye sal, yaşı büyükse; af boyu kal, düşer.. Cellatlara idam olmaz.. En sonunda nasıl bağıracağız? Sıkı durun: "İşte bizden bu kadar !" Anlayabildik mi Bey´im.. Ne ne kadar?

 TÖRECİLERE BAKINIZ: Aman ha kaçıracak kadar sevmeyin.. Kalbinize müstakil sevdirmeyin.. Aile meclisine aykırı evlenmeyin. Çoluk-çocuğa karışmayın..Babanızın elindeki, ağanızın belindeki silahı unutmayın.. yas tutun, yar tutmayın.. Yoksa aile meclisinin ABC bilmez, ama profesöre taş çıkartıcı BABA´sı emretti mi boynun vurula.. Vurulursun.. "Bu töre"dir. Kime göredir?

 Şimdi.. Vahşi Batı´nın soykırımcı ortaklarını yuhlayamayan bir ağır ve sağır dünya bizim mi? Bizim.. Dışta etkili ve yetkili değil miyiz? Değiliz.. Ya içte? Yuhlanacak edepsiz sanatçılara alkış koparan kim? Biziz.. Televizyonlarda, gençliği örnekleştiren ve "Ahuuuuu...!" diye bağırtıp Meriç´leştiren Kuş dilli böğürtüleri kös kös dinleyip zevk alan kim? Yine biziz. Okul basan, pankart asan, eğitimcinin sesini kısan gençlik kimin? Bizim.

   Çoluğuna çocuğuna ders ve terbiye veremeyen, sonunda bunun acısını yaşayan medyatik ruh hastalarıyla aylarca bomboş bir hayatı paylaşan zavallılar kim?. Kim olacak, biziz. Belki biz masumduk amma, işte bu üç beş kişilik bu toplumun büyüttüğü üç beş suç makinelerinin kıydığı canlar sonrası, "idam.. nerdesin idam!" diye haykıran kim.. Kim olmalı? Biz, o evlatların babası.. Eline silah verip kardeşi kardeşe vurdurtan cehalet kitlesi de biziz, ancak canı yanınca yangını görenlere ibret olamayan sefahat kitlesi de biziz. Niçin? Basit bir sebebten.. Avrupa muhtaç olduğu İslam ahlakını aldığı halde kullanmamakta ısrarcı iken, biz Avrupai rezaleti alıp kullanma düşkünü olduk. İmani ve Yaradan korkusunu, kulların hoşgörüsünü vasıta kılarak hayatımızdan çıkartıp attık. Eğitim, manevi hazdan yoksun, genç zihinler Batı mukallidliğinden besili hale getirildi. Manen ve ruhen yüksek bir ceddin nesli, maddeci ruha esir kaldı ve benliği darbe aldı. Nihayet bunu söylemeye mecbur bırakıldık: "İşte bizden bu kadar:!"  Güzel ekseriyete hükmeden, berbat bir azınlık, sanki cemiyetimize berbat bir hayatı hakim kıldı. İşte bu; madde madde kırıp-döken, vurup-yıkan, esrar yutan, sözü yalan-özü yılan, Anadolu masumiyetine asla sirayet edemez, sosyete alemciliğinden doğan bir avuç maraz, ne hak-hukuk bildi, ne de haya ve edep..

       Bir türlü bu ötelerdeki "Sallan ve Kendinden Geç" ahlaksızlığı, "Titre ve Kendine Dön" Fazileti´yle tanışamadı.. Yazık oluyor.. Kime? Hem bize, hem de kendi cemiyetlerine.. Onlar ki keşke O´ndan öte yol olmadğını bir öğrenebilseler..

 

4.9°