Siz ne kadar hiç bir siyasi partiye tabi olmadığınızı, bu sözü, filanca partisinin görüşü olarak değil, kendi doğrun olarak söylediğinizi tekrarlayın, kimseyi ikna edemezsiniz.
Toplum, demokratlıktan o kadar uzaklaştırılmış ki, mutlaka bir tarafın lehine, bir diğerinin aleyhine olabilecek bir eğilim çizgisinde hareket eder hale gelmiş. Yıllarca siyaset üssü kalmış, kendi doğruları ile ün salmış bir değerli demokrat dahi olsa, bu kısır döngüden kendisini kurtaramaz. Kendisi o havalarda olmasa da, söylediği bir sözün, önünden veya arkasından biraz kırparak yepyeni bir anlama büründürür ve bir tarafı tenkit, diğer bir tarafı öven bir duruma getirirler. Siz ne kadar uğraşın, sözün o anlamda olmadığını ispata gücünüz yetmez.
Grupların, kamplaşma durumunda bir birine bakış açıları çok katı olmaktadır. Kendi grubunun görüş ve düşünceleri tamamen doğru, karşı grubun görüş ve düşünceleri tamamen yanlıştır düsturu ile hareket edilir. Bu durumda kendi görüş ve düşünceleri doğrultusunda idare edilirse, ülke iyi bir seviyeye gelir, millet rahat ve huzura kavuşur. Karşı grubun düşünceleri doğrultusunda idare edilmesi, ülkeyi batağa götürür, milletin rahat ve huzurunu bozar. Bunun için bu cahil topluma, saçma sapan fikirlerine ülke teslim edilemez. Ülkenin geri bırakılmasına müsaade edilemez..
Ne kadar mükemmel olursan ol, mutlaka bir konuda yetersiz kalıp hata yapılabilir. Bizde '39 gün sırtında taşı, 40.gün indir kötü olursun' diye bir söz var. Sanki yaşantımızı bu saçma söze ayarlamış gibi, ufak bir hatasını gördüğümüz insanı, hemen gönlümüzden silip atarız. Halbuki biraz anlayışlı olsak, hoş görü ile bakabilsek, ilk fırsatta hatasını telafi edecektir.
Her hatasını görüp gönlümüzden silip attığımız dostumuz bizi yalnızlığa itiyor, her gruplaşma da bizi savunmasız, güvensiz bir ortama sürüklüyor.
Günümüz Türkiye'si maalesef bu durumdadır. Her türlü gerginlik, kaos ortamı mevcut. Saygı ve sevginin olmadığı, tolerans ve hoş görünün sıfırlandığı, tahammül ve sabrın taban yaptığı bir ortamda hangi kötülük yeşermez, sarmaşık otu gibi kavramaz ki milleti boğazından?
Geçim sıkıntısı, yavuklu kahrı, boşanmalar, cinayetler, bir hiç uğruna insan ölümleri...Saygı ve sevgiden bihaber, tek yaşama özentisi, evlilikten kaçış, inançsızlık, hırsızlık, terör...hep bu ortamın acı meyveleridir....
Ben karışmam, kendi keyfime bakarım deme ortamın var mı? Hiç bir insanla temas kurmadan, sosyal bir faaliyetten etkilenmeden yaşamak mümkün mü? Fırından ekmek almayacak mısın? Elektriğini, suyunu, doğal gazını kendin mi üreteceksin? Evet diyemeyeceğine göre, mutluluğun bu acı meyveleri yemekten geçtiğini kabul edecek ve kendini toplumun ortasında hissedeceksin. Hani sen demokrattın?
Evet, demokratsın ama şimdi de demokratlığın siyasallaştı, onu bağımsız bulamıyorsunuz. Siz ne kadar 'bunun doğrusu budur' diye iddia et, yandaş olduğun bir tokat gibi çarpar yüzüne. Sanki siyasi bir parti hiç doğruları savunamaz, hep kendi menfaatini düşünür. Kendi menfaati ile milli çıkarı aynı noktada birleşemez mi?
İşte MHP’nin amacı ile milli menfaatleri birleşmiş bir bütün olmuş. Oydan vazgeçmiş, domates, patates, batılıcanı pahalı yemeğe razı, tek derdi tavan akmasın, taban çökmesin....
Yeniden görüşme ümidi ile...
İhsan YELKEN.
