Bu alttaki yazı bizi arkadan hançerleyenlerin en berbad hâllerini yansıtan bir Mazi´den Âti´ye yazıdır..
Çok iyi okunduğu ve idrâk edildiğinde O´ Dünler ile Şu bugünlerin, mevcut Dünya Düzeni Düzen´liğindeki insanlığının merhamet, adalet, hak-hukuk ve eşitlikte ne kadar insanlığa yaraşır olup olmadığının neticesini ortaya koyacaktır..
İşte bu Denge Vaziyeti´nden sıkıntılı, tepkili ve şikâyetçi o geçmişten gelen yazı..
Ne Avrupası´nda, ne Asyası´nda...
Bizi bizden daha iyi anlayan bir dostumuz yok.
Ne gördükse, iyiden, hoşdan yana hep kendi içimizdeki komşularımız tarafından oldu.
Bize, bizim kara gün dostumuz da, akgün dostumuzda içimizdekiler...
Ayrıca yaranmak için birbirimizle yarış da etmedik.
Samimiyetimizi göstermek için ısrarla samimî de olmadık.
Çoğu zaman şu komşu mu «aman be..!» dedik.
Hattâ «yüzü görülesi değil ya» diye kara çaldık.
İşleri ters gittiğinde «oh oldu..!» dediğimiz oldu.
Fırsat fırsattır fikri ile ?düşeceği, yıkılacağı günleri olacak´ diye bekledik.
Velhâsıl kendi insanımızı çok yanlış bir değerlendirmeye tâbi tuttuk.
Velâkin, Avrupalı´ya öyle değil...
Üzümün koruğu, Elmanın çürüğü bizeyken, en alâsı ona..
Bostanın şahanesi, Fistanın en mükemmeli ona..
Kirazın Erik gibisi, Buğdayın Kiraz gibisi de ona..
Bütün ihtimam ve itina içinde hilesiz, hurdasız;
«Al» dedik, «al, biz yiyemiyoruz, sen ye bari..?
Yedirdik, içirdik ve besledik, şükür mü ettiler..
Gece gündüz, kar, kış demeden, en ağır işlerinde çalıştık.
Halâ en pis işlerin tâlibi biziz.
Takdir yok, tolerans yok, müsamaha yok..
O alın teri kazancınla rahat bir eğlence yasak..
Kapılarda bir levha...
«Köpekler girer, Türkler giremez...»
Bu milletin aziz addedilecek vefakâr insanları bunu da yaşadı...
Ma´alesef, yaşadık..
Buna bizzat şahidim...
Ya şu Ermeni soytarısı Avrupa için ne yaptı.
Vefa ile mükâfatlandırılacak kadar ne hizmette bulundu.
Bizden daha mı çok çalıştı... Daha iyi mal mı sevketti.. Hangi konsolosuyla internasyonal ilişkide, hangi generaliyle askerî sahada aksiyoner oldu.
Yok, sıksan bir zerre menfa´ati çıkmaz kalıbından.
Pisliğinden, lânetinden, teröründen başkaca bir şeyi çıkmaz, o sahte kalıbından.
En son oynadığı oyununda da aynı temayül ve aynı hiddet ve şiddet var.
Korkak Avrupalı´ya karşı.
«Yap» dedi, yaptırttı..
Vefası işte budur. Tetiğe uzanan eli ve namludaki kurşunî hüküm... Avrupalı «hay haycı» olabilir de, karar alabilir de..
Mühimi onu bu milletin vicdanına ve tarihi vebâline kabul ettirmektir.
Bu millet öyle bir millettir ki her türlü zorluğa ve müşküliyete rağmen doğruluğundan zerrece kayıp vermez..
Hele hile ve oyunbaz gayesi taşıyanlara asla...
Bu nedenle Avrupalı´nın cüretsiz kararı lâftadır.
Göreceksiniz, bu tarihî dalavere gene «aynı hamam aynı tas» misâli yarınların ehemmiyetsiz olaylarından biri olacaktır.. (Yeni Ufuk 24 Haziran 1987)
DEVAM EDECEK

