Bir ülkede, tüm siyasi partiler, ülkenin kalkınması ve halkın huzuru, rahatı ve güvenliği için, fikir ve düşünceleri ile, idari ve kalkınma modellerinde birbiri ile rekabet ederek, kendilerini halka kabul ettirerek iktidara gelebilsin...
Elbette devlet baki ve devamlıdır. İktidardan biri gider, gelen gidenin tüm yaptıkları eserlere ve imkanlarına sahip olur. Bu ne demek, yapılacak tüm komutların sahibi pozisyonuna kavuşmuş demektir. Giden iktidarın devlet adına yaptığı borçlarını da ödemelidir ve ödemem, borcu ben yapmadım deme şansı yoktur. Hiç bir bürokrat veya memuruna da bu işi neden böyle yaptın demeye hakkı yoktur. Eğer yaptığı suç ise yasalar vardır, verir yargıya gereği yapılır.
Bunları neden mi yazdım? Son günlerde Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ´herkesten hesap soracağım´ havasında da ondan yazdım.
Öğretmene, Chp´ye oy vermiyorsan sen öğretmen olamazsın, Erdoğan´a oy veren çiftçiye sen çiftçi olamazsın... vs. gibi tehdit edip hakaret eden Kemal Kılıçdaroğlu, şimdi de müteahhit ve bürokratlara gözdağı veriyor. Müteahhitlere, ülke çapında yapılacak, yol, köprü, liman, kanal, metro... gibi yatırım ihalelerine girmeyin, ben geliyorum, gelirsem dedi demedi demeyin, hiç para vermem, paranızı alamazsınız, gibi ortaya bir korku salıvermeye çalışıyor.
Demokratik bir ülkede neyin nasıl yapılacağına dair kanun ve yasaların olduğunu bilmiyormuş gibi kendini yasaların yerine koyup tehdit ve gözdağı vermek, sanki kendisine hakmış gibi davranabiliyor. Demek öyle bir Türkiye hayal ediyor. Seçimleri kazanıp başkan olursa, kafasındaki Türkiye böyle demek. Demek başkan olduğunda ağzından çıkan ´yasa´ olacak demektir. İşte tek adam budur işte...
Ya bürokrata tehdit? Bürokrat hiç bir iş yapmayacak, devlet işleri hep ertelenecek, işi yapılmayan halk ayaklanacak, protesto yapacak, bıktırılacak ve Kemal Kılıçdaroğlu ortaya çıkıp, vatandaşlarım, bunların işi bitti, çantalarını hazırladılar gün sayıyorlar, ben geliyorum,her istediğinizi yapacağım, türünden bir konuşma yapıp, bu insanların oyuna konacağını sanıyor.
Ne ala! Kendisine oy vermeyenleri tehdit et, azarla, hakaret et; ülke işlerini yapan milyonlarca memur, işçi, bürokrat, ve müteahhite ben geliyorum, yaptığınız her işin hesabını soracağım tehdidi ve sandajı ile tüm kurum ve kuruluşların faaliyetlerini yavaşlat, hatta durdur, ortalık kaos ortamına girsin, yokluklar, kıtlıklar başlasın, her taraf yıkılsın, yakılsın, talan edilsin, cinayetler baş göstersin, devlet düzeni tamamen bozulsun... Ama Kılıçdaroğlu kazansın. NE kaldı geriye, ne verecek Allah aşkına?
Elbette tüm yolsuzlukların üzerine gidilip hesap sorulmalı, hata yapan bürokratın ve müteahhitin hatasının hesabı sorulup gerekirse cezası verilmelidir ama kimseye huzurumuzu bozmaya, işleyen devlet çarkımızın bozulmasına müsaade edemeyiz, bu da böyle biline...
Yeniden buluşma ümidi ile...
Saygılarımla...
İhsan YELKEN.
