Bilindiği gibi, 30 Mart 2014´de yerel seçimler, 10 Ağustos 2014´de Cumhurbaşkanlığı seçimi ve 1 Kasım 2015 Tarihinde de genel seçimler yapıldı. Yerel ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri 5 yılda bir, genel seçimler 4 yılda bir yapılıyor. Bu durumda 2019 Yılında 3 sandık birden önümüze gelecek.
Genel ve yerel seçimler aynı yıla denk geldiği için, milletvekili seçimleri mahalli idare seçimleri ile aynı tarihte yapılabilir. İki seçimin birleşmesini AK Parti´nin de tercih edeceğini tahmin ediyorum. Böylece Cumhurbaşkanlığı veya Başkanlık seçimi öncesi seçmenin tercihini görmek isteyecektir.
Bu dönemde, AK Parti´nin yeni bir Anayasa yapma, ?Parlamenter Sistemden? - ?Başkanlık Sistemine? geçme talebine; CHP ve MHP´nin ?EVET? diyebileceğini sanmıyorum. Çünkü başkanlık sisteminde siyasi partiler bu günkü konumlarını kaybedecekler ve iki partili bir sisteme doğru gidilecektir.
7 Haziran seçimlerinde tek başına iktidarı kaybeden AK Parti, 1 Kasım´da 9 puan birden oyunu artırdı ve yeniden iktidar olmayı başardı. Nasıl yaptı bunu? Siyasi ve ekonomik istikrar başta olmak üzere bir çok sebep sayılabilir. Önemli olan, AK Parti kurmaylarının özeleştiri ve analizler yapması, isabetli seçim stratejileri üretebilmiş olmalarıdır. Bu örnekten yola çıkarak AK Parti´nin 2019 seçimleri öncesi Başkanlık sistemi önündeki engelleri kaldırabilmek için yeni stratejiler geliştireceğini öngörüyorum.
Önümüzde ki dönemde AK Parti ?başkanlık sistemine? geçmek gayesi ileneler yapabilir? Bana göre, AK Parti ilk genel seçimde MHP ve HDP´yi yüzde 10 barajının altında bırakmaya çalışacaktır. Barış havariliği sonucu yüzde 13.´lere kadar yükselen HDP, PKK sözcülüğü sonrası teröre destek veren konuma terfi etmiş, ?ÖZERKLİK? talebi sonrası takke düşmüş kel görünmüştür. HDP Türkiye Partisi olma şansını PKK hendeklerine gömmüştür. Devlet gücü, bölücü terör örgütünü şehirlerden ve kırsal kesimden söküp atmaktadır. Böylece, bölge halkı üzerinde TERÖR baskısı ortadan kalkacak ve bu durum HDP´nin de sonu olacaktır. İlk seçimde HDP´nin yüzde 10 barajını aşamayacağını tahmin ediyorum.
MHP; son seçimde büyük hüsran yaşamış, 80 milletvekilinin yarısını 4 ayda kaybetmiştir. Bu durum MHP liderliği ve kurmay heyetine karşı muhalefeti harekete geçirmiştir. Karşılıklı beyanlar çok sert, dışlayıcı ve kırıcı olmuştur. Örnek olarak, MHP´de üst düzey bir yönetici muhalefeti; ?Yaktığınız Fitne Ateşini?. Evinize de, Vatanımıza da Yayar... Sizde İlk Yanan Olursunuz... Teşkilatımız... Fitne Virüsüne, ŞOK Tedavi Uygulayacak Birikime ve Tecrübeye Sahiptir?. Geçmişte Yaşananlardan Sizler de Bilirsiniz?? şeklinde özetleyebileceğim sözlerle eleştirmiş ve tehdit etmiştir.
Ne yazık ki; Şeyh Edebali´nin Osman Gazi´ye vasiyeti olarak kabullendiğimiz; ?Ey oğul, artık Bey´sin! Bundan sonra öfke bize, uysallık sana. Güceniklik bize, gönül almak sana. Suçlamak bize, katlanmak sana. Acizlik bize, hoş görmek sana, anlaşmazlıklar bize, adalet sana. Haksızlık bize, bağışlamak sana. Ey oğul, sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz. Şunu da unutma ve insanı yaşat ki devlet yaşasın. Ey oğul, işin ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı. Allah yardımcın olsun? sözleri günümüz siyasetinde bir anlam ifade etmemektedir.
Siyaset taktik demektir. Zamana ve mekana göre değişir. Siyaset arenasında his, vicdan, merhamet yoktur. ?Reel Politikayı? çok iyi özümsemiş ve uygulamakta olan AK Parti, MHP´de oy kaybı sonrası başlayan iç mücadelenin daha da büyümesi için yangına körükle gidecektir. Uzun sözün kısası, AK Parti liderliği, hem kendi siyasi iktidarına hem de başkanlık sistemine en büyük engel gördüğü MHP´yi yüzde 10 barajının altında bırakabilmek için uğraşacaktır.
SON SÖZ:
Yegane ölçünün başarı olduğunu kabul eden, kendi nihai hedefini, temel ilkelerini kafaya takmadan, mevcut durumdan ve güç dengelerinden hareketle kendine yeni bir yol çizen siyasi hareket, iktidar olmuştur.
