Bugün, 10 Mart 2026 Salı

BEKİR YALÇINKAYA


SATI KADIN´IN BİZE HATIRLATTIKLARI

İlk öncü kadın işte O´dur. Çünkü O´nun takip ettiği yol, bu milletin varlık sebebi olan nesilleri yetiştiren her Kadın Ana gibi, asaletli bir yoldur.


    Kazan Ovası´na adını veren ve bir yaz günü Atatürk´ün gelişiyle manidar tarihte yerini alan Kazan köyü, hemen bütün siyasî atmosferinde önce Satı Kadın havasını teneffüs ettirir.

  Satı Kadın; hayatı ve siyasî döneme geçişi itibariyle sık sık kendisinden bahsedilen bir Muhtar Hanımefendi. Lider veya önder sıfatını taşıyan insanların dikkatini celbetmek ve onların liyakâtini kazanmak kolay değil. Ama konuşmaları, misafirlik hassasiyeti, davranış biçimi ve ümitvar oluşu itibariyle Satı Kadın, Türk Milleti´nin büyük önderi Mustafa Kemal Atatürk´ün gönlünde yer edinmeyi başarır.

   Tarih bizi; henüz Cumhuriyet´in başları sayılan 1935´lerde Meclis´te yer alan ve ilk öncü kadın milletvekili kimliğiyle kadınlardan sorumlu olarak görevlendirilen Satı Kadın´dan haberdar etmektedir.

   Burada uzun uzadıya Satı Kadın´ın malûm olan hayatını anlatmaktan ziyade, onun açtığı çığırda yürüyememenin ne derece önemli ve sıkıntılı olduğuna dikkat çekmek istiyorum. Bugünkü topluma şöyle bir bakınız. Daha ziyade toplum içinde gözde olmaya heveslenen, bunun için de her türlü rezaletten şöhret çıkaranları bir inceleyin.

   Meselâ Semra Kadın´ı; evlâdını kendisine gösterilen geçici itibara kurban verecek kadar işi berbat bir noktaya götüren anayı. Halâ aynı rezalete talip olan, aklı şöhrete çalışan, yeni bir izdivaç ile buluşmaya çabalayan ve edepli bir hayatın faziletini de umursamayan biçareyi.

  Meselâ, birçok meselâ içinden Tuğçe Kazaz gibi; model diye arandıkça kendisini cevahir mihengine oturttuğunu zanneden zavallıları ki ilâhî adalettir varıp Hıristiyanlığı seçenleri. Kısa sürede adı sanı yok olan geçici dünyalıkları ve magazin sayfalarının süsünden öte maharetleri olmayan nâzeninleri..

   Daha sayalım mı? Üç-beş koca yetmeyen cadıların yeniden taze oğlan avlama sanatından, birkaç yıllığına namusunu komprador moruklara pazarlayan ve Anadolu kadınının ?şıllık´ diye tarif ettiği nam-ı diğer manken ya da modellerin patron tavlama meziyetine kadar sosyete rezaletlerini bir bir deşifre edelim mi?

   Gerek yok, ihtiyaç da yok.. İslâm ahlâk ve adâbında bu türlü rezilliklere yer olmadığı gibi, bütün bunlar Osmanlı ve Türk kadınının da mizacından emsâller değiller. İlimce cahile yakın olsa da, yaşama üslûbuyla düzgün ve edebli bir köy muhtarı kadın, bana göre, kadın görünerek bu topluma zarar veren en ilimdar kadından daha değerlidir.

   Öyle olduğu içindir ki Atatürk´ün gözüne girerek milletin özünde yer edinen Satı Kadın, Kazan Bölgesi´nin Susuzlu eski vekili Şerafettin Yüksel´den tutun da, yakından tanıdığım hayırsever insan Hamdi Eriş´e kadar, birçok milletvekilinden önce ismine müracaat edilen bir değerli siyasîdir.

   İlk öncü kadın işte O´dur. Çünkü O´nun takip ettiği yol, bu milletin varlık sebebi olan nesilleri yetiştiren her Kadın Ana gibi, asaletli bir yoldur. Asaletinde Nene Hatun´luk, sefaletinde Kara Fatma´lık vardır ve şeceresinde üç kuruşa, Morukları Evlendirme Merkezleri´ne post serip hafiflikler yapmak yoktur.

    Keşke, ekranlarda boy gösterme adına cemiyet kamburluğundan öte maharetleri olmayanlar da, cahil kalsalardı da, -vekil olamasalar bile- bir şekil olabilselerdi

Güneşli