Sincan bugüne kadar Etimesgut´a göre daha erken ve daha çok yerel basınla tanışmıştır. Bu itibarla gazete ve gazetecilerin en fazlası gelişmekte hız gösteren Sincan´da barınmış, Sincan´dan rızk ve itibar temin etmişlerdir. Yani bu husus itibariyle bir anlamda Sincan, belki de Başkent Ankara´nın en cazib ve dikkate alınası bir ilçesi sayılır.
Fakat Sincan basınının makbul bir tarihine rağmen makûs bir talihi vardır. Zira ilçede bugüne kadar basın-yayın organlarını tam temsil edici bir Dernek teşekkülü ortaya konamadığı gibi, 2014 sonrası bir defaya mahsus kurulan dernek de ne yazık ki doğmadan ölümü tatmış gibi, öylece atıl ve öylece sahibsiz bir vaziyettedir. Belki ileride rekteve edilir, tamiri işe yarar diyerek meselenin özü, gazetelerin bugünkü durumuna bir bakalım..
İlk aklımıza gelen husus, 100´ün üstünde gazete ile tanışan Sincan´da bugün bunların kaçı hayatlarını sürdürmekte olduğu sorusudur? Bunun cevabında yer alan YENİ´ler GURUBU´ndan; Yeni Ufuk, Yeni Güç, Yeni Söz ile HABER´ler GURUBU´ndan Flaş Haber, Gerçek Haber, Gimsa Haber, Vizyon Haber, Net Haber, Efe Haber, Başkent´te Pusula Haber´den müteşekkil 10 gazeteye bakılırsa bölgedeki basının sayı bakımından hiç de tekamül göstermediği, aksine tamamen küçüldüğü görülür..
Bunun sebebini ise iki şıkta izah edebiliriz;
1-Sincan ve Etimesgut dâhilindekilerin iyi niyetlerle yayına girmelerine rağmen zamanla malî sıkıntı yaşayarak gazeteciliği bırakmaları,
2-Bölgenin seçim yatırımlı zamanlarını takibederek Merkez´den ticarî gayeyle gelenlerin, seçimlik mevsimlerin hemen ardından yine Merkez´e çekip gitmeleri, ara ara işleri düştükçe de Sincan ve bölgesinde yeni bir seçim dönemine kadar reklâmlar-haberlerle hayatlarını sürdürmeleri..
Böyle bir durumu her dönem yaşayan ve bütün sıkıntılarına rağmen kendilerine hizmet vermeyi bir basın ilkesi ve ahlâkı bilen bölgenin sâdık basınına bölge insanları bugüne kadar hangi açıdan nasıl bir gözle bakmışlardır?
Bunu hatırlamak bile bizim camiayı üzecek derecededir.
Zira bölgenin 20-30 yıl öncesindeki basın itibarına baktığınızda bunun binde birini bile, belki görmeniz mümkün değildir. Niçin?
İşte cevabı:
-Bürokrasi artık basına lâyıkıyla itibar etmemektedir. Çünkü geçmişte olduğu gibi, Kaymakamından emniyetine, yerel idaresinden bürokratlarına kadar çeşitli gurupların basını sık sık ziyaret ederek istişarî noktada hemfikir düşünceleri tamamen yok olmuştur.
-Yerel İdareciler ya basını istediği gibi yönetir vaziyeti almışlar, ya da kendilerine dair haber yapan gazetelerin kapısına kilit vurma cüretine dâhi düşmüşlerdir. Halbuki yerel idarenin hangi memuru-amiri olursa olsun onların basın üzerinde tahakküm uygulama hakları ve yetkileri yoktur. Meseleleri hukukî yollarla halletmeleri gerekir. Ki onlar da tekzib ve dava yollu işlerdir.
-Yerel gazetelerin ana kaynağı reklâm ve ilânlar ekseri ilgili alan dışı; yani Başkent´ten buralara sızan mevsimlik basına verilmek adet hâline gelmiştir.
-Böyle olunca da, alternatif alan bulan yerel idareler, hiç bir menfî hizmetlerine toz kondurmama şansını yakalamıştır. Bu husus da esnafların ve araç sahiblerinin kaldırım işgâliyelerinden çevre ve ses kirliliğine kadar nice işlerde istedikleri gibi at oynatmalarına yol açmıştır.
Bütün bunlara iyi baktığınızda bölge ilçeleri içinde -yaşadığımız bir hayatın resmiyle konuşursak- özellikle Sincan son zamanlarda bu noktada âdeta sınıfta kalacak kadar değer kaybı yaşamaktadır ki ilçe halkı geçmiş yerel idarecileri gün gün daha çok aradıklarını; ?Nerdeee o eski Sincan..´ diyerek dile getirmektedirler.
Netice itibariyle, bugün hizmet açısından Sincan´ın birçok eksikleri varken ve bunları basının ele alarak Yerel´e veya Resmî Kurum´lara yol gösterici olmaları gerekirken suyu ucuz, paralı pahalı haberlerle zaman geçirmeleri bir nev´i basının kan kaybıdır.
Hâl böyle olunca Yerel Basın Mensubları´na da itibar azalacak, yazdıkları-çizdikleri pek hükümlü olmayacaktır.
Bir önemli hususiyet daha vardır ki mevcut basın içinde bürosu olmayanlar çoğunluktadır. Yani bir anlamda makamdan yoksun basın, belki de bu itibarla Sincan´ın ekabir kesimi tarafından ziyaret edilememektedir. Üstelik basın mensubları işleri düştüğünde söz konusu makamların kapısını çalmak zorunda kalmaktadırlar..
Hâsılı velkelâm..
Bir basın mensubu olarak ben..
İtibarsız bir hâlime baktığımda; eski günleri çok özlüyorum. Yeni günlere çok üzülüyorum..
Halbuki bizim durumumuz böyle olmamalıydı..
Ya nasıl olmalıydı?
Basına; gün gün gelişmeleri dikkate alınarak -menfaat ilişkilerine fırsat verilmeden- öz sempatiyle bakılmalıydı.
Uzun yıllar kendilerini bu mesleğe adamışlardan yeni ka´abiliyetlere kadar hepsinin şeriki olacağı bir Basın Hatıra Ormanı ve veya Basın Meydanı ihdas edilmeliydi.
Hiç olmazsa o kadar cadde ve sokak adı arasına unutulmayan basın mensublarından birinin adı verilmeliydi.. Karakoç´a verdik diyecekseniz amma O´ halkın nezdinde sadece bir şair göründüğünden O´ bambaşka bir itibara lâyıktır..
Daha bir hayli akla takılan ve karaya vuran detay var amma..
Biz; Şuayip Çalkın´dan bu tarafa Sincan Belediye Eski Belediye Başkanı sıfatı almışlardan herhangi birinin de herhangi bir yerde adının levhalaştırıldığına şahid olmuş değiliz.
Hattâ Yenikent´te bulunan o eski Belediye Binası´nda Levhayla İsimleri Asılı Başkanlar´ın yerlerinden indirildiğini, o yerdeki bir makam sahibinden esefle öğrendik..
Bir kere daha, Hâsılı velkelâm.. ki vakt-i zamanında (!) her kim ahde vefadan yana olamamışsa, gidenin yerini alanlarda da aynı hâli görmek, bir vefasızlık hesablaşmasına işarettir.
Bu hâl; sadece riyaset makamı ve mevkiicilerine mahsus bir hâl değildir..
Bu hâl; Basın için de geçerlidir, Tosun için de geçerlidir..
O hâlde..
Ne ne hâlde..
Siz hele bir düşünedurun.. Ben de At´ı alanı Üsküdar´ı geçmeden geminden tutadurayım..
Ki, fırsatımız varken bu meseleleri bir daha usûlden hep birlikte konuşabilelim..
Pektâbii aramızdaki tefrika biter de fırsat doğarsa..

