Siyasetçi her şeyden önce, güncel sorunları kökünden çözmeye çalışıp, çözümü uzun vade alabilecek konular üzerinde titreyerek, geleceği ipotek altına sokacak söz ve vaatlerden uzak durmalıdır.
Siyasetçi, güncel olarak hayat pahalılığı, işsizliği yok edip, milletin güvenliğini sağlamak ve rahat ve huzuru için iyi bir ortamın oluşması için görevli olduğunu bilmeli. Bu görevini yerine getiremediği süre içinde, görev sorumluluğu altında ezilmeli, vicdan azabından rahatsız ve huzursuz olmalı. Bu iktidar veya muhalefet milletvekili
fark etmez. İster iktidar milletvekili olsun, ister muhalefet milletvekili olsun, bu yükü omuzlarında hissetmek zorundadırlar. Çünkü, 'bu sorunları çözerim' diye yola çıkmışlardır. 'Bize, halk iktidar vermedi, bu konuları iktidar millet vekilleri düşünsün' diyemez. 'Ben muhalefet millet vekiliyim, görevim muhalefet yapmaktır', diyemez, hele hele bu sorunların çözüm yollarını tıkamak, çözümü güçleştirmek, milletine vermiş olduğu söze ters düşemez.
Muhalefet millet vekili, muhalif siyaset yapamaz mı? Elbette yapar, çıkacak yasalara daha iyi çıkması için katkı sağlar, fikir üretir, kendi istediği görüşü doğrultuda çıkması için elinden geleni yapar; hükümetin icraatlarında haksızlık mı var, eşitlilik mi bozuluyor, haksız ihale verilip yandaşını mı koruyor, yoksa haksızlığa uğrayan toplumun sesini mi duymuyor, bendendir diye ayrım yapıp haksızı, hırsızı, arsızı mı koruyor, bunları tesbit edip gereği için mücadele eder, iktidarı uyarır. Ama halkın, aşına giden, işine giden yolları tıkayamaz, zorlaştıramaz, vatan ve milletin güvenliğini garanti altına almak için terörle mücadelede her türlü desteği ve gücü verir.
Milleti ve devleti sarsan, yıllar sonra dahi olsa karşımıza çıkabilecek, vatanımızı ve milletimizi, yaralayacak, yıpratacak, parçalayıp, bölecek sorunları da görmek, tedbir alınmasını istemek ve güç vermek gerekir.
Türkiye'de bundan dolayıdır ki, siyasete soyunan kişilerin, vatan, millet sevdalısı, bilgili, görgülü, her yönü ile millete hizmet etme azminde, örnek bir insan olması gerekir.
Parti genel başkanı ve milletvekillerinin, önce ülke ve millet menfaatini, daha sonra parti ve şahsi çıkarlarını düşünen kişilerden oluşması şarttır.
Uzun vadeli vatana ve millete zarar verebilecek ve risk oluşturan konular neler olabilir:
Mesela,' Ermeni soykırımı', 20 yıl, 30 yıl önce deşilerek zorla ortaya çıkarıldı, iç ve dış Ermeni sevdalılarınca desteklendi ve bir çıban başı olarak günümüze kadar taşındı. Her yerde karşımıza çıkıyor. Eğer bu konu deşildiği zaman üzerine gidilip konu kapatılmış olsaydı, bugün bizi rahatsız eden böyle bir sorunumuz olmayacaktı. Olmadı çünkü bu şekilde olmasını arzu edenler de vardı. Kıbrıs konumuz, yıllarca çözüm bekliyor, adil ve adaletli bir çözüme yanaşmıyorlar. Güneyimizde bir kukla devlet kurmak isteyen emperyalist ülkelerin beslediği Pkk ile 35 yıldır mücadele ediyoruz. Akdeniz de petrol aramaya kalktık, tüm Avrupa ayağa kalktı. Ege'de şımarık Yunanistan ile sorunlarımız bitmiyor, Libya ve Mısır ile karşılıklı çıkarımız ve güvenliğimiz için anlaşmamıza bile karışanlar oluyor... Ya dost ve müttefik bildiğimiz ABD, bize parasını verdiğimiz F-35leri vermediği gibi güneyimizdeki terör örgütlerine tırlar dolusu hibe silah veriyor. Şimdi de Yunanistan'a 9 yere üst kurmuş, her tarafa silah depoluyor... Bunların hepsi baş ağrıtan konulardır... Bunlar, iktidarının değil, Türk Devletinin sorunlarıdır. TBMM'deki tüm iktidar ve muhalefet millet vekilleri bu ve bunun gibi milli konulara güç vermeli, her türlü yasal işlerde destek verip dik durmalıdır. Yoksa bu gibi konularda fikir ayrılığı olamaz. Fikir ayrılığı şekil ve usullerde olabilir yoksa milli bir konuda, vatan, millet, bayrak ve maddi ve manevi değerler üzerinde fikir ayrılığını, milli birlik ve beraberliğimiz kaldıramaz. Şunu da unutmayalım ki, iktidar veya muhalefet milletvekilleri milletin derdi ile dertlenmeli, acılarına beraber acınmalı, sevinçlerine de beraber sevinmelidirler. Eğer acı ve sevinçlerimizde aynı safta değilsek bir aksaklık var demektir.
Bugünkü ortamla kıyaslayıp fazla hayalperest bulanları şaşırtmak değil amacım, içimden öyle olması gereken zorunluluğu dile getirmektir.
Yeniden görüşme dileği ile...
İhsan YELKEN.

