Bugün, 6 Aralık 2025 Cumartesi

TAHSİN ERASLAN


?YUNUS EMRE ve TÜRKÇE YILI -5-6

Günümüze kadar ulaşan işte o ünlü şiiri ortaya çıkar.


İlk na´at-ı şerifi (Peygamberimiz´e şiir) Hz. Aişe (ra.) söylemiştir.

Peygamberimiz (sav.) kendini hiç övmedi, başkaları O´nu övdü.

Süleyman ÇELEBİ, Bursa Ulu Camii müezziniydi.

İranlı bir vaiz, Peygamberleri anlatır.

Aralarında hiçbir fark olmadığından sözeder.

Hz. Muhammed (s.a.v)´i de anlatmıştı.

Ancak, anlatımında hatalar vardı.

Camiinin müezzini de Süleyman Çelebi´dir.

İranlı vaizin anlattıklarına karşı çıkar.

Araştırır, inceler.

Günümüze kadar ulaşan işte o ünlü şiiri ortaya çıkar.

Mevlid deriz.

Vesilet´ün-Necât deriz.

Na´at deriz.

Ne dersek diyelim.

1409 yılında tamamlamıştı.

(Not: İmam susmuş, müezzin boş durmamış. Helâl olsun.)

Realist ve sürrealist üslupla yazmıştır.

Süleyman Çelebi, boş biri değildi.

Ahmet Yesevî´den etkilenmişti.

Sonra da Âşık Paşa´dan etkilendiği besbellidir.

Kimdir bu Âşık Paşa?

?GARİPNÂME´si vardır meşhur.

Gözatalım ne demişti?

?Kamu dilde var idi zapt u usûl/

Bunlara düşmüş idi cümle ukûl/

Türk diline kimsene bakmaz idi/

Türklere hergiz gönül akmaz idi.

 

Türk dahı bilmez idi ol dilleri/

İnce yolı ol ulu menzilleri.?

(Türkçe´nin ihmâl edildiğinden şikâyetçidir.

Türk Dili´nin güzelliğinin farkında olmayanlar vardır.) 

 

Yunus ile bitirelim bu bölümü de:

?Ben yürürüm yana yana/                                                                                                     

Aşk boyadı beni kana/

Ne akılem ne divane/

Gel gör beni aşk neyledi.

?

Gâh eserim yeller gibi/

Gâh tozarım yollar gibi/

Gâh akarım seller gibi/

Gel göre beni aşk neyledi.

?

Miskin Yunus biçareyim/

Baştan ayağa yareyim/

Dost elinden avareyim/

Gel gör beni aşk neyledi.?

 -Devamında görüşmek dileğiyle.-

 

Türkçemiz konusunda boş bir ezber vardır.

 

?Gözün kör olsun Köroğlu!´ türünden.

 

-?Köroğlu´nu tanıyor musun yavrum?´

 

-?Hayır, herkes söylüyor, ben de söylüyorum.´

 

Bir kere de başkaları olmayıp kendimiz olalım ne olur?

 

Yarım yamalak bilgisi olanlar, kalıplaşmış ezberleri söylerler.

 

Derinlemesine bilgileri yoktur böylelerin.

 

Duymuştur bir yerlerden. Araştırma zahmetine girmezler.

 

Neymiş?

 

-Latince getirildi. Akşamdan sabaha geçmiş unutturuldu!

 

Bu boş ezber üzerinde kısaca durmaya çalışalım.

 

Sağlam yapılar zelzelelerle/depremlerle yıkılmazlar.

 

Mimar Sinan´ın yaptıkları yıkılıyor mu?

 

622 yıllık Osmanlı, hemen yıkılmadı.

 

Dev gövdelerin can çekişmesi de uzun sürer.

 

Bir gecede eriyen servet, haram olsa gerek.

 

Büyük aşklar, her sarsıntıda ölmez.

 

Büyük soluklular, uzun yaşarlar.

 

Derinliği olanlar unutulmaz. Kurutulmaz.

 

Sığ olanlar kurur.

 

Görkemli Türk Tarihi, unutulabilir mi?

 

Pir Sultan Abdal, Karacoğlan, Âşık Kerem unutuldu mu?

 

Hoca Nasrettin, İncili Çavuş unutulur mu?

 

Emrah, Köroğlu, Dadaloğlu, Bayburtlu Zihni unutuldu mu? 

 

Yüzyıllardır köklü geçmişi olan değerlerimiz unutuldu mu?

 

?Bir gecede unutuldu´ demek, aslında geçmişimizi ?hafife almak´ demektir.

 

Kaldı ki, Latin alfabesi ise sözkonusu olan, burada insafsızlık yok mu?

 

2. Murat´ın Türkçülüğü´nü unutmayalım.

 

Sultan 2. Abdulhamid Han, Latin alfabesinin getirilmesini düşünmedi miydi?

 

Ne diyordu gerekçesinde?

 

´´Ben tahta çıktıktan sonra ilkokul sayısı 10 misline çıkmıştır. (20000 mektep).

 

Bu sayısı maalesef kifayetsizdir.

 

Ulemanın ifrat derecesinde tutucu olmasından dolayı yüksekokullarımızı

 

asrî hale getirmemiz çok zordur. Yazımızı öğrenmek çok kolay değildir.

 

Bu işi halkımıza kolaylaştırmak için belki de latin alfabesini kabul etmek yerinde olur.

 

Her ne kadar bu harflerle lisanımızdaki bazı sesleri vermek güçlüğü mevcut ise de

 

bunu ayarlamak şüphesiz kabil olabilir. Aklı başında hiçbir kimse öğrenmeye düşman olamaz.

 

Ben de bütün dindaşlarıma iyi ve faydalı olan her yeniliği tanıtmak istiyorum.´´

 

Ali Vehbi Bey´in HATIRAT´ını okuyalım hele.

 

                    *

 

2. Abdülhamid, Kırım´ı görüyordu.

 

Kırım´da 10-15 yıl önceden geçilmişti Latin alfabesine.

 

Kırım, Osmanlı´nın genelinden ilerideydi. Okur-yazarlık yönünden.

 

Buyurun, bunlara ne diyeceğiz?

 

                    *

 

Sayın Mustafa ÖNDER´in, TÜRKGÜN´deki, 21 Ağustos 2020 tarihli yazısından kısmen alıntılar yapalım:

 

?2017 Türk Dili Yılı idi, değerlendiremedik.? diyerek özeleştiri yapmıştır.

 

Yazısından alıntılar yaparsak:

 

-?Gurur duyduğumuz Osmanlı, ?üvey evlat´ muamelesi ile Türkçe´nin kanına girmişti.

 

Cumhuriyet´le istiklaline kavuşmak üzereydi,

 

?uydurukça, öztürkçe´ hastalığıyla başlayan katliam 12 Eylül´e kadar sürdürüldü.?

 

(?)

 

Bakın Kazakistan, Kril alfabesini bırakıp Latin alfabesine geçti. Türk dünyasında yeni bir ışık?

 

Ama bizde Osmanlıca sevdası bitip tükenmedi?

 

Türkçe cehaletini ?harf inkılâbı´na bağlayıp ?Bir gecede cahil bırakıldık´ yalanına bağlayan allameler çoğaldı.

 

Türkçe konusunda en çok Türk milliyetçileri, Ülkücüler, Atatürkçüler hassas olmak mecburiyetindedir.

 

Ne yazık ki, sık sık bütün millete musallat olan İngilizce ve uyduruk Türkçe´ye kapıldıklarının veya

 

Türkçeleri yerine Arapça-Farsça kelimelere yöneldiklerinin farkında değiller.

 

-Fikirlerimizi Türkçe örmek zorundayız.?Türkçe, Türk´ün öz yurdudur´, vazgeçilemez! ?

 

-Devamında görüşmek dileğiyle.-

 

12.8°