YİĞİT GÖKALP

Tarih: 30.06.2016 01:42

19 HAZİRAN´IN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Facebook Twitter Linked-in

İhtiyati tedbir kararı alınmasının gerekçesi olarak; genel kurulun ilk oturumunda toplam delege sayısının 2/3´ünün hazır bulunmaması, tek bir tüzük maddesinin değiştirilmesi gündemi ile toplanmış olan kurultayda gündem dışında 13 maddede daha değişiklik yapılması gibi hususlar öne çıkmıştır. Yargıtay da, yapılan tüzük değişikliklerinin incelenmesinin Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davanın sonuçlanmasından sonra gerçekleştirilebileceğini belirtmiştir. Buna paralel olarak YSK ve Çankaya İlçe Seçim Kurulu da yargı kararının kesinleşmesinin beklenmesinin gerektiğini ifade etmiş ve MHP olağanüstü kurultayı yargı kararı kesinleşene kadar yapılamaz duruma gelmiştir.

    19 Haziran 2016 tarihinde yapılan tüzük kurultayında alınan tüm kararlar Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından ihtiyati tedbir ile durdurulmuş olsa da, gerçekleştirilen kurultayda yaşananlar parti yönetimine talip olan bir takım çevrelere ilişkin çok önemli veriler ortaya koymuştur.

 Genel kurulun ilk oturumu için gerekli olan toplam delege sayısının 2/3´ünün hazır bulunmamasını bir tarafa bırakırsak, kurultayda yaşananlar, anılan kurultaya hâkim olan gruptakilerin,

 Kongreye katılan kişi sayısını istedikleri kadar göstermeyi teminen kişileri görmeden, kimlik kontrolü yapmadan, whatsapp üzerinden delege kaydı alan bir noter vekili ayarlamak suretiyle kendilerini başarılı göstermeye yönelik her yola başvurabileceklerini, bugün ülkede hüküm süren ve memleketi inim inim inleten zihniyetten bir farkları olmadığını,

düşündürmüştür.

Öyle ki; tüzük kurultayı için imza veren Ardahan eski il başkanı 19 Haziran kurultayında yaşadıklarını ?Ben 22 yıl içinde hiçbir zaman, o karşı çıktığımız genel merkez yöneticilerinin şimdiye kadar hiçbir ülkücüye öyle aşağılayıcı bir tavır içine girdiklerini görmedim.? diyerek özetlemiştir.

 Bugün sadece birkaç yüz delegesine güvenerek diğer adayların ve bu adaylara destek veren delegelerin iradelerini hiçe sayan, ?divan başkanı x kişi olacak ve bu konu müzakereye açık değildir? diyerek divan başkanı dayatan, hiç kimseye yapılacak tüzük değişiklikleri hakkında bilgi vermeye dahi gerek duymayan zihniyete sahip grubun, Allah korusun parti yönetimine geldiğinde neler yapabileceğini, kendi ekipleri dışında kimseye partide hayat hakkı tanımayacağını, birlik beraberlik gibi bir kaygı taşımayacağını görmek aklıselim Ülkücüler ve delegeler için çok da zor olmasa gerek...

 Bu bağlamda, aklıselim Ülkücüler, delegeler ve hatta genel başkan adayları da şapkalarını önüne koyup düşünmeli, tekrar bir durum değerlendirmesi yapmalıdır. Aynı grubun, 15 Mayıs´ta da diğer genel başkan adayları ile olan mutabakatı bozduğu ve toplandıkları alanı, diğer genel başkan adaylarına çalım atarak korsan miting meydanına çevirdiği unutulmamalıdır.

 Benim açımdan işin en acı taraflarından biri de, gözümüzde büyüttüğümüz ancak yazdıklarından, çizdiklerinden, söylediklerinden ve takındığı tavırlardan aslında boşa büyüttüğümüz çokça insan olduğunun farkına varmak olmuştur. Bu yüzden kendi kendime şunu söylemeden duramıyorum: Ne ülkü devleri, ne ahlak abideleri, ne ideolojik zirveler tanımışım, zaten yokmuşlar? 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —