Menü Başkenttepusula
BEKİR YALÇINKAYA

BEKİR YALÇINKAYA

Tarih: 10.09.2016 23:51

BAYRAMIN RUH AYNASINDAN

Facebook Twitter Linked-in

 Zaman; hem şerrin telâfisine, hem de insafsızlığın tedavisine en makûl ilâçtır..

Türkler´in atası Osmanlılar ile en çok savaşan ve bu asil milletin maneviyat sahibliğini iyi bildiğinden fikri sorulan Rus Generali Çarnayef, soruya meâlen karşılık der ki; ?onları yenmenin tek yolu milli ve dini değerlerini ellerinden almaktır.´ Meselâ neyi veya daha içten diyecek olursak, neyimizi?

   Dil kültürümüzü, inanç sadâkatimizi, ananevî güzellikleri barındıran hayat biçimimizi..

   Sonra Kur?an-ı Azimüşşan´ı tahrif edecek şekilde bol bol fetva verecek sallama din (!) adamları ile de manevî alışkanlıklarımızı..

   Yalnız unutulan bir şey vardır.. Nee? Türk Milleti?nin Hakk?ın bayraktarlığıyla Tevhid sancağını taşımaya memur oluşudur. İslâm?ın Sancağı´nı eline geçirdikten sonra, Hilafet´le adaletini mücehhez kılan Osmanlı´nın torunları, Asr-ı Saadet fitnesi olan Dehma´nın ardından İstanbul´un Feth-i Mübin´iyle de Vehma Fitnesi´ni defettiler. Ama sonra ne oldu? Bütün şirret mesele yeni bir zamana gelip takıldı. İşte o zaman, Peygamber Efendimiz´in işaret ettiği ve kıyamete kadar sürecek olan ve 17. asırdan 21. asra uzanan zamandı.. Yani biz biçarelerin zamanı..

   Ne demiştim, zaman; hem şerrin telâfisine, hem de insafsızlığın tedavisine en makûl çaredir.. Hatırlıyorsunuz değil mi? Uzun yıllar önce her Kurban Bayramı´Deve Kuşu kestirerek yeni bir dinî icadla süsleyen âlimden zırdeli ulemalar vardı, neden bu aralar TV arenalarında yoklar.. O, kuşu, olmadı böceği börtüyü Hz. İsmâ´îl uhreviyetine takas buyuranlar ne oldu da kayboldular?

  Yanak ısırta ısırta ilimdarlık satan, hasba alkışlarıyla gözleri şaşı terazisine kefeleşen cevherlerin nereden bir rüzgâr esti de dalları kırıldı, damakları kurudu.?

   Zaman; Rabb´in emrinde ve Mü´min Âlem´in tasarrufunda şerri daima defetmesiyle insanlığa hak ettiği hayatı bağışlıyor. Hakk´a tâbi olanlar, şükran borçlarını bir nev´i, Hakk´a inkâra yeltenenleri yerden yere çalarak ödüyorlar ve hiç biri de onca telkine rağmen Deve Kuşu´ndan falan da Kurban kesmiyor..

   Şimdi.. yarın ve birkaç gün sonra, Allah´ın ipine sarıldıkları için, Kurban Bayramı günlerini bütün caiz gelenekleriyle yaşamayı hak edenler, dinî bütünlüğü millî bütünlükleriyle sarıp sarmalayacaklar.. Sabahın en erkeninde başlayan Bayram havası, dalga dalga ellerden ellere, küçükten büyüğe, konudan komşuya, kısacası, bir adımdan bir âlem uzunluğuna büyüyüp bütün Müslümanlar´a mutluluğu tattıracak..

  Zaman; dedik ya, şerri tedavi ediyor, kutsal değerleri muhafazası altında tutuyor. Bir Şer´re karşı, bin Hayr´ı büyütüyor ve Allah aşkına İlâhi nizamı koruyor. İyi kulların hatırına Dünya´yı mükemmelleştiriyor..

   Fitneye de bir köşeden melûl, mahzun ve Şeytanî mahçubiyetle bu hâlleri seyretmek kalıyor.

   ..Ve Bayramlar Yoksulların İlmidir..  Bu ilimden istifade eden güzel dostlara ne mutlu..

 

YOKSULUN İLMİ BAYRAM

 

Bekir YALÇINKAYA

 

Makbul Ana kör ocağı

Yak hele, yak! Bayram geldi

Toparla köşe bucağı

Bak hele, bak! Bayram geldi

 

Makbul Anam, tatlı dilim

Bayram yoksullara ilim

Eski odaya bir kilim

Çak hele, çak! Bayram geldi

 

Dost kapını çalanın var

El öpmeye gelenin var

Seni büyük bilenin var

Çok hele, çok! Bayram geldi

 

Bayram bu geçer üç güne

Allah yardımcı düşküne

Bayram sana Kul Aşkına

Hak hele, hak! Bayram geldi

 

Şenliğe dururken âlem

Sana yakışır mı elem?

Canların uçtuğu bu dem

Kalk hele, kalk! Bayram geldi

 

TEBRİK; Bu duygu ve düşünce bütünlüğünde, Dünya´ya şükran gözüyle görebilen basiret sahibi ve Tevhid inancında, Sırat-ı Mustakim ehli insanlığın Mübarek Kurban Bayramı´nı kutlarım.  Dua ve selâm ile..

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —