Tavus dizaynından yapılmış,
Bir fincan aldım.
Başı ve boynu sap,
Haznesi gövde.
Kuyruğu ise tabağına kalmış.
Kocaman açılıp,
Yayılmış da yayılmış.
Sabah içmelidir kahveyi
Bir kahve yaptım ben de
Geçtim camıma
Alaca karanlık daha,
Sabaha epey var derken,
Ezan başladı.
Öyle güzel okunuyordu ki,
Daha iyi duyayım istedim
Camı açtım.
Fakat marifet seste değildi,
Biliyordum.
Okumaktaki nefasetteydi.
Makamında!
O makamı sesine uygulayanda.
Sabada!
Telaşsız,
Ağır ve aheste
Tam teslimiyette!
Ilık bir battaniye örter gibi sanki üstüme
Günün başladığı bu ilk anlarda,
Telaş yok diyor hiçbir şeye.
Kararlar çoktan verildi.
Yapman gereken,
Rabbine yönelmendir sadece.
Verilen müddetçe,
Yaşa sen gününü yaşayabildiğince.
Kırma hiç kimseyi,
Buna dikkat et.
Geliyorsa elinden, dilinden,
İyiliğini yap gecikmeden.
Katıl hayatın ahengine,
Ayrılma ondan, bütünleş o ahegle.
Sesin cırlamasın,
Sakın ha ahengi bozmasın
Günü bitirip de akşam olduğunda,
Utanmayasın.
Okunan bu ses gibi ol!
Vesveseye yer verme,
Huzura er, rahat ol!
Seviyorum bu sesi,
O sese şekil vereni.
Gözlerimde tavus,
Ruhum bütünen tavus.
İçiyorum kahvemi,
Giriyorum bir cennete,
Tavusla ve
Ezanın sesiyle birlikte.
Dyt. Güner Erbay